STEM ERKEK İŞİ Mİ?

Ana Sayfa / STEM ERKEK İŞİ Mİ?


8 Mart’ın dışında da kadınlarla ilgili günlerimiz bulunuyor. Örneğin 11 Şubat Bilimde Kadın ve Kız Çocukları Günü, 23 Haziran Dünya Kadın Mühendisler Günü gibi. Bu günlerle amaç kadınların, daha çok erkeklere yakıştırılan bilim, mühendislik gibi meslekleri yapabileceğine yönelik farkındalık oluşturmak. Çünkü mesleklerdeki cinsiyet ayrımcılığının hatları pek çok kişi için çok belirgin olarak çizilmiş durumda. Üstelik ayrımcılıktan sadece kadınlar değil, erkekler de nasibini alıyor. Çünkü onlara da uygun görülen veya tam tersine yakıştırılmayan işler var. Çalışan kadınlar hâlâ bazıları için elinin hamuruyla erkek işine karışıyorken; duygularını gösteren, destekleyici rolleri tercih eden erkeklerin cinsel tercihine şüpheyle yaklaşılabiliyor.

Diğer yandan çeşitlilik yönetimi ve kapsayıcılık iş dünyasının gündeminde yerini aldı. Mc Kinsey’in raporuna göre; çalışanlarında çeşitliliği sağlamış olan şirketler, diğerlerine göre %33 daha başarılı. Çeşitliliğin kapsamı sadece cinsiyetle sınırlı değil. Etnik köken, dini inançlar, özürlülük vb. özetle ötekini dışlamaya yol açabilecek her türlü özelliği kapsıyor. Araştırma sonuçları kadınlara eşit hak ve fırsatları sunan şirketlerin %21 daha başarılı olduğunu gösteriyor.

Bunlar kayda değer göstergeler olsalar da, sadece rakamlar insanlarda yer etmiş önyargıları yıkmak için yeterli değil. Nasıl yeterli olabilir ki? Bebeklikten itibaren pembeler ve mavilerle kodlanıyoruz. Elimize verilen oyuncaklar bile farklılık göstererek, kız çocuklarını ev işleri ve anneliğe hazırlarken; erkekler daha haraketli, rekabetçi, şiddetli oyunlarla büyüyorlar.

Her ne kadar bilim insanları kadın ve erkek beyni arasındaki farklarda hem fikir olamamışlarsa da; erkeklerin analitik zekalarını daha etkin kullandığı, kadınların da duygusal zekasının güçlü olduğuna inanılıyor. Bu farklılıklar insanların kısa yoldan çıkarımlarda bulunmasının yolunu kolayca açabiliyor. Kadınların iletişim, ilişki ve bağlantı kurma özellikleri ileriyken; mantık erkeklere tahsis ediliyor. Oysa sağ ve sol beyin ayrımının doğamızdan gelmediğini, kadınla erkeğin davranışları arasındaki farklılıkların toplumsal kodlamalar sonucu olduğunu öne sürenler de var. Beyinlerimiz, hormonlarımız, yetiştirilme biçimimiz, toplumsal kodlamalar nasıl olursa olsun gerçek olan şu ki; istedik mi, yapabiliyoruz. İsteği, tutkusu, azmi güçlü olanın aşamayacağı bir engel yok.

dr-canan-dagdeviren-turk-mucit

 

‘‘Ben yeterli adanmışlık,  zaman ve  çabayla bir rüyanın gerçekleşebileceğini deneyimledim.’’ diyor Canan Dağdeviren. MIT’de çalışmalarını sürdüren, fizik mühendisi Canan Dağdeviren, giyilebilir kalp pilinin de mucidi. Bakın bilime nasıl yaklaşıyor:

‘’Cinsiyet eşitliğine çok inanıyorum ve bunun büyük bir savunucusuyum. Fakat bilim yaptığımda, deney yaptığımda tam bir kadın gibi yapıyorum. Benim yaptığım aletler kıvrımlı, hassas, güzel ve renkli; tıpkı kadınlar gibi.’’

Kullandığımız kelimeler ne kadar etkili, değil mi? Bilim erkeklerin alanı gibi görünürken, tam bir kadın gibi yapılabileceği ifade edildiğinde, bambaşka bir algı oluşabiliyor. İfademizin bakış açımız üzerindeki etkisi, kadın ve erkek beyni arasındaki farklılıklar, düştüğümüz tuzaklarla ilgili daha fazla bilgi isterseniz, Mavi Seven Kadınlar rehberine bakabilirsiniz.

Bilimin, inovasyonun, yenilikçiliğin, gelişimin doğası ayrımcılığa aykırı. Beynin her iki yarısının özelliklerini ve kapsayıcı bir bakış açısını gerektiriyor. Bundan dolayı Science (fen), Technology (teknoloji), Engineering (mühendislik) ve Mathematics’in  (matematik) baş harflerinden oluşan STEM sadece erkek işidir, ya da kadın işidir diyemeyiz. Beynin iki yarı küresinin de benzersiz özelliklerini kullanabilen; farklılıklarla zenginleşen, nöronlarını aktifleştirebilenler ilerliyor.

 

Einstein’in beyniyle ilgili yapılan araştırmaları duymuşsunuzdur. Einstein, 1955 yılında, 76 yaşındayken vefat ettiğinde, Princeton Hastanesi’nden Dr. Thomas Harvey, otopsi sırasında çıkardığı beyni tekrar yerine koymadı. Bir deha olmasını sağlayan farklılıkları merak ediyordu. Ancak beyninde Einstein’i özel yapan bir şey bulamadı. Üstelik beyninin bazı bölümleri, ortalamaya göre daha bile küçüktü. Bazı önemli bilim insanları, kadınların erkekler kadar zeki olmadığını, çünkü beyinlerinin %10 daha küçük olduğunu öne sürüyordu oysa. Zekanın beynin ağırlığıyla, büyüklüğüyle bağlantılı olmadığı ortaya çıktı. Sonraki yıllarda yapılan araştırmalar, bilimin de ilerlemesiyle, Einstein’ın beyninde, nöron başına düşen glial hücre sayısının çok daha fazla olduğunu ortaya koydu. Beyni ne kadar zorlar, harekete geçirir, bilmediği yolları deneyerek, hayatınıza yenilik katarsanız; nöronlarınızı da o kadar aktifleştiriyorsunuz. Einstein da özel bir yeteneğinin olmadığını, ancak çok meraklı olduğunu söylerdi. Zeka için hayal gücünün önemine dikkat çekerdi. Hayal gücü, imajinasyon, yani sağ beynin alanına:

Einstein: “Zekanın gerçek göstergesi bilgi değil hayal gücüdür. Bilgi ve mantık sizi A noktasından B noktasına götürür, hayal gücü ise her yere…”

Arzu Pınar Demirel