STEM ERKEK İŞİ Mİ?

Ana Sayfa / STEM ERKEK İŞİ Mİ?


23 Haziran, UNICEF tarafından Dünya Kadın Mühendisler Günü olarak ilan edildi. Amaç kadınların da, erkek mesleği olarak algılanan mühendisliği yapabileceğine yönelik farkındalık oluşturmak. Aslında bu farkındalığa sadece mühendislik için değil; kadınlar için pilotluktan, CEO’luğa veya erkekler için de yönetici asistanlığından, hemşireliğe çeşitli dallar için ihtiyaç duyulmakta. Çünkü mesleklerdeki cinsiyet ayrımcılığının hatları pek çok kişi için çok belirgin olarak çizilmiş durumda. Çalışan kadınlar hâlâ bazıları için, elinin hamuruyla erkek işine karışıyor; duygularını gösteren erkeklerin cinsel tercihine şüpheyle yaklaşılabiliyor.

Diğer yandan çeşitlilik yönetimi ve kapsayıcılık iş dünyasının gündeminde yerini aldı. Mc Kinsey’in raporuna göre çeşitliliği sağlamış olan şirketler, diğerlerine göre %33 daha başarılı. Çeşitliliğin kapsamı sadece cinsiyetle sınırlı değil. Etnik kökenler, dini inançlar, özürlülük vb. özetle ötekini dışlamaya yol açabilecek her türlü özellik kapsamında. Araştırma sonuçları, kadınlara eşit hak ve fırsatları sunan şirketlerin da daha başarılı olduğunu gösteriyor. Performansları %21 daha yüksek. Bunlar kayda değer göstergeler olsa da; sadece rakamlar insanlarda yer etmiş önyargıları yıkmak için yeterli değil. Nasıl yeterli olabilir ki? Bebeklikten itibaren pembeler ve mavilerle kodlanıyoruz. Elimize verilen oyuncaklar bile farklılık göstererek, kız çocuklarını ev işleri ve anneliğe hazırlarken; erkekler daha haraketli, rekabetçi, şiddetli oyunlarla büyüyorlar.

Kadın ve erkek beyni arasındaki farklılıklar da, insanların kısa yoldan çıkarımlarda bulunmasının yolunu açabiliyor. Kadınların iletişim, ilişki ve bağlantı kurma özellikleri ileriyken; mantık erkeklere tahsis ediliyor. Bir kesim de sağ ve sol beyin ayrımının doğamızdan gelmediğini, tamamen toplumsal kodlamalar sonucu olduğunu öne sürüyor. Beyinlerimiz, hormonlarımız, yetiştirilme biçimimiz, toplumsal kodlamalar nasıl olursa olsun; gerçek olan şu ki; istedik mi, yapabiliyoruz. İsteği, tutkusu, azmi güçlü olanın aşamayacağı bir engel yok.

dr-canan-dagdeviren-turk-mucit

 

‘‘Ben yeterli adanmışlık,  zaman ve  çabayla bir rüyanın gerçekleşebileceğini deneyimledim.’’ diyor Canan Dağdeviren. MIT’de çalışmalarını sürdüren, fizik mühendisi Canan Dağdeviren, giyilebilir kalp pilinin de mucidi. Bakın bilime nasıl yaklaşıyor:

‘’Cinsiyet eşitliğine çok inanıyorum ve bunun büyük bir savunucusuyum. Fakat bilim yaptığımda, deney yaptığımda tam bir kadın gibi yapıyorum. Benim yaptığım aletler kıvrımlı, hassas, güzel ve renkli; tıpkı kadınlar gibi.’’

Kullandığımız kelimeler ne kadar etkili, değil mi? Bilim erkeklerin alanı gibi görünürken, tam bir kadın gibi yapılabileceği ifade edildiğinde, bambaşka bir algı oluşabiliyor. İfademizin bakış açımız üzerindeki etkisi, kadın ve erkek beyni arasındaki farklılıklar, düştüğümüz tuzaklarla ilgili daha fazla bilgi isterseniz, Mavi Seven Kadınlar rehberine bakabilirsiniz.

cesitlilik

Bilimin, inovasyonun, yenilikçiliğin, gelişimin doğası ayrımcılığa aykırı. Beynin her iki yarısının özelliklerini ve kapsayıcı bir bakış açısını gerektiriyor. Bundan dolayı Science (fen), Technology (teknoloji), Engineering (mühendislik) ve Mathematics’in  (matematik) baş harflerinden oluşan STEM sadece erkek işidir, ya da kadın işidir diyemeyiz. Beynin iki yarı küresinin de benzersiz özelliklerini kullanabilen; farklılıklarla zenginleşen, nöronlarını aktifleştirebilenler ilerliyor.

Einstein’in beyniyle ilgili yapılan araştırmaları duymuşsunuzdur. Einstein, 1955 yılında, 76 yaşındayken vefat ettiğinde, Princeton Hastanesi’nden Dr. Thomas Harvey, otopsi sırasında çıkardığı beyni tekrar yerine koymadı. Bir deha olmasını sağlayan farklılıkları merak ediyordu. Ancak beyninde Einstein’i özel yapan bir şey bulamadı. Üstelik beyninin bazı bölümleri, ortalamaya göre daha bile küçüktü. Bazı önemli bilim insanları, kadınların erkekler kadar zeki olmadığını, çünkü beyinlerinin %10 daha küçük olduğunu öne sürüyordu oysa. Zekanın beynin ağırlığıyla, büyüklüğüyle bağlantılı olmadığı ortaya çıktı. Sonraki yıllarda yapılan araştırmalar, bilimin de ilerlemesiyle, Einstein’ın beyninde, nöron başına düzen glial hücre sayısının çok daha fazla olduğunu ortaya koydu. Beyni ne kadar zorlar, harekete geçirir, bilmediği yolları deneyerek, hayatınıza yenilik katarsanız; nöronlarınızı da o kadar aktifleştiriyorsunuz. Einstein da özel bir yeteneğinin olmadığını, ancak çok meraklı olduğunu söylerdi. Zeka için hayal gücünün önemine dikkat çekerdi. Hayal gücü, imajinasyon, yani sağ beynin alanına:

“Zekanın gerçek göstergesi bilgi değil hayal gücüdür. Bilgi ve mantık sizi A noktasından B noktasına götürür, hayal gücü ise her yere…”

Arzu Pınar Demirel

Harvard Business Review için yazılmıştır.

Kaynaklar: 

– Khan Academy https://www.khanacademy.org/youcanlearnanything?video=main

– Mavi Seven Kadınlar Rehberi, 2018, Headline.
http://headlinebpr.com/mavi