gönüllü

Dünyada Mercedes-Benz, Virgin gibi şirketler, çalışanlarına, sınırsız olarak gönüllülük yapma hakkı tanımaya başladı. Hem de iş saatlerinde. Geri dönüşlerin olumlu olduğu ve bu hakkın kötüye kullanılmadığı belirtiliyor.

Çalışan gönüllüğünün motivasyon ve verimlilik üzerinde çok olumlu etkileri olduğu biliniyor. Hem şirketin topluma katkıda bulunmasını sağlayarak, itibarını güçlendiriyor. Hem de gönüllü çalışanların, iyi bir işin parçası olmanın verdiği tatminle şirkete olan bağlılıkları artıyor. Mevcut iş rutinin dışına çıkmak, yaratıcılığı körüklüyor ve yeni bir perspektif kazanılmasına yardımcı oluyor.

Sosyal sorumluluk ve gönüllülük çalışmaları; şirketin sadece çalışanları değil; adaylar ve iş teklifi verilenlerin kararında bile etkili. Örneğin Fortune Dergisi’nin haberine göre, Y kuşağı, toplumsal faydayı gözeten şirketleri tercih ediyor. Bu olumlu sonuçlar doğrultusunda, çalışan gönüllülüğü de şirketlerin gündeminde yerini almış bulunuyor. Ancak çalışanlara, iş saatleri içinde sınırsız olarak gönüllülük yapma fırsatının tanınması yeni bir gelişme. Tıpkı sınırsız tatil hakkı kadar şaşırtıcı. Bu bir çalışanın sorumluluğunda olan işleri aksatabileceğine izin vermek anlamına gelmiyor. Zamanını ve emeğini yönetebileceğine, yani sorumlu bir yetişkin olduğuna duyulan güveni gösteriyor.

Teknolojinin gelişmesi iş yapma biçimlerimizi de doğal olarak değiştiriyor. Evden çalışmanın stresi %82 azaltması, ayrıca ofis maliyetlerinin da  çok oluşu; başlarında bi gözetmen olmadan da, insanların çalışabileceği modellerin değerlendirilmesini sağladı bile. Bu gelişmeler doğrultusunda, sınırsız gönüllülük, hatta tatil de artık ütopik olmasa gerek. Yine de kaç şirket bu hızlı değişime adapte olabilir acaba? Ne dersiniz, Türkiye’de de tutar mı sınırsız gönüllülük ve  tatil gibi uygulamalar?

Arzu Pınar Demirel