Daha önce gönüllü çalışmalara katılanlar bunun ne kadar iyi hissettirdiğini bilirler. Çünkü karşılık beklemeden fayda sağlamak beynin kimyasını değiştiriyor ve insanı mutlu ediyor. Araştırmalara göre gönüllü çalışmalar bağlılık hormonu olarak bilinen oksitosin ile haz ve mutluluktan sorumlu dopamin ve endorfin hormonlarının salgılanmasını destekliyor. Aynı anda strese yol açan kortizol hormonunu düşürmesi de dikkat çekici. Bu durum orta ve uzun vadede sağlığınız üzerinde kalıcı etki bırakıyor. Bağışıklık sistemi güçlenirken kronik ağrılar, tükenmişlik sendromu, depresyon riski gibi olumsuzluklarda azalma gözleniyor.  Bu bilgileri şöyle de tercüme edebiliriz: Gönüllülük hayatımıza anlam katıyor ve bizleri daha mutlu insanlar haline getiriyor.*

Dolayısıyla yardımın tek taraflı olduğunu söyleyemeyiz. Gönüllü olduğumuzda, bizim de fayda gördüğümüz bir deneyimin parçası oluyoruz. Bu deneyimi ortaya çıkaran ve güçlendiren en önemli etken de gönüllünün yaklaşımı, sempati yerine empati göstermesi. Her ne kadar iyi niyetle ve sıcakkanlı yaklaşsak da, salt yardım güdüsüyle harekete geçince istemeden de olsa mesafe koymuş; ‘‘veren ile alan’’ şeklinde iki taraf yaratmış oluyoruz. Oysa halden anlayan, samimi bir duruş başlangıçta varolan mesafeleri de yok ederek, iki tarafı birbirine bağlıyor. Katılımcıların birlikte dönüştüğü ve büyüdüğü unutulmaz bir deneyim haline geliyor.

Sosyal hizmet uzmanı olarak başladığı kariyerine, araştırmacı ve lider mentoru olarak devam eden Brené Brown ”Empati başkalarıyla birlikte hissedebilmektir” diyor. Empatiyle, sempatinin farkı videoda da, açık açık gösteriliyor.

Gönüllülük ruhsal ve fiziksel sağlığa iyi geldiği gibi, hayatınızdaki rutin döngüyü kırıp, size farklı bakış açıları da kazandırıyor. Belki uzun zaman sonra ilk kez alışageldiğiniz iş çevreniz yerine liseli veya üniversiteli gençlerle zaman geçireceksiniz. Onların enerjileri ve meraklı sorularıyla canlanacak, tazelenmiş ve ilham kazanmış olarak işinizin başına döneceksiniz. Veya belirsiz ve zor bir dönemden geçen mültecilere destek verirken, insanlar arasında her türlü farklılığı ve mesafeyi ortadan kaldırabilen bir lisan bulunduğunu keşfedeceksiniz. Yetim bir çocuğun mentoru olarak ona, kendine ve başkalarına güvenmeyi öğreteceksiniz. Ve bu ilişkinin sizi de nasıl derinden etkilediğine şahit olacaksınız. Masallarıyla çocukluğumuza dokunan Ezop:

“Ne kadar küçük olursa olsun, hiçbir iyilik boşa gitmez” der.   

Bir adım atın. Çevrenize yaydığınız etki ve bıraktığınız izler diğerlerini de çağırır. Empati çemberi büyür ve ve iyilik adım adım yayılır…

Arzu Pınar Demirel

* Headline Çalışan Gönüllülüğü Rehberi, 2018: Daha İyi Yarınlar İçin Gönüllüyüz