ÖNYARGILARI KIRMAK, ATOMU PARÇALAMAKTAN DAHA MI ZOR?

Headline Great People Kurucusu 
Arzu Demirel

Arzu Pınar Demirel
Headline Great People Kurucusu

”Önyargıları kırmak, atomu parçalamaktan daha zordur” der Einstein.

Geç konuşan ve dokuz yaşına kadar da konuşma problemi devam eden, hatta öğretmeni tarafından yeteri kadar zeki bulunmayarak, ailesine okuldan alınması tavsiye edilen Einstein şüphesiz ne dediğini iyi biliyordu. Yahudi asıllı bir Alman olan Einstein’ın hayatında önyargılarla mücadele etmek zorunda kaldığını anlamak zor değil. Bu durumda Einstein’ın yıllar öncesinden günümüze gelen sözlerine inanarak, önyargıların değişemeyeceğini bilip, hayatımıza öyle mi devam edelim? Ne de olsa dünyanın en zeki insanıydı Einstein.

Belki bu hikayeyi duymuşsunuzdur. Einstein 1955 yılında vefat ettiğinde, patoloji uzmanı  Dr.Thomas Harvey tarafından beyni kaçırılır. Niyeti beyni üzerinde araştırma yapmak ve zekasının kökenini anlamaktır. Bu alandaki uzmanlarla da bir araya gelir, ancak Einstein’in beyninde gözle görülür hiç bir farklılık bulunmaz. Ortalama beyinlerden daha hafif olması dışında. Bu durumda biz kadınlar Einstein’a minnet borçluyuz. Çünkü o zamana kadar fikirleri ve düşünceleri gerçek konuşulan kelimelere dönüştürmede önemli bir rolü olan beyindeki alana ismi verilen Broca gibi önemli bilim insanları kadınların erkekler kadar zeki olmadığını iddia edebiliyordu. Kanıt olarak da beyinlerinin daha küçük olduğunu öne sürüyorlardı. Einstein beyninin de ortalama beyinlerden 170 gram daha hafif olması bu asılsız iddiayı yıktı.

Einstein’in beyninde yapılan araştırmalar, kadınların erkekler kadar zeki olmadığı savını çürüttü.

Kategori: Çeşitlilik

Einstein’ın beyni üzerinde yapılan araştırmalar Dr. Marian Diamond tarafından devralındıktan sonra, nörobilimin yeni çağı başladığını söyleyebiliriz. Dr. Marian Diamond Einstein’ın diğer insanlardan daha zeki olmasının nedenini buldu. Diamond, Einstein’ın beynindeki nöronlar arasındaki ilişki sayısının,  diğer insanlara oranla çok daha fazla olduğunu tespit etti. Nöronlar arasındaki ilişkilerin insanın beynini aktif kullanmasıyla gelişebilidiğini çeşitli deneylerle kanıtladı. Deha doğuştan gelmek  zorunda değildi,  insanın çabasıyla ortaya çıkabilirdi.

Oysa önceleri insan beyninin ortalama olarak 20’li yaşların başında gelişiminin durduğuna inanılırdı. Ancak yeni bulgu, insan beyninin her yaşta gelişebileceğini öne sürüyordu. Beynin kendini iyileştirme ve yeniden yapılandırma becerisi olarak tanımlanan  nöroplastisitenin keşfi çığır açacak bir keşifti!

“Kendimin diğer insanlardan daha zeki olduğumu düşünmüyorum. Onlardan tek farkım hayal gücümü daha etkin kullanıyorum” diyen Einstein aslında sırrını ölmeden önce de paylaşmıştı.

 

”Herkes daha iyi bir beyin ister. Buna şüphe yok. Eğer beyninizi geliştirecek bir fırsat olsa, değerlendirirsiniz. Daha iyi bir beyin için bizim çalışmamızda beş konu öne çıktı:
1. Diyet     2.Egzersiz      3. Meydan okuma     4. Yenilik     5. Sevgi”

Dr. Marian Diamond

Beyin de değişebiliyor, insan da. Tüm iş beyindeki yeni nöral ağları ateşleyebilmekte. Bu zekayı geliştirdiği gibi, insanın yaşama yeni bir perspektiften bakabilmesini, kendisini geride bırakan düşünme biçimlerinden de kurtulmasını sağlıyor. Önyargıları yıkmak da böylece mümkün.

Önyargı konusu çok önemli, çünkü günümüzde hem bireysel, hem de kurumsal olarak önümüzde, ilerlememizi engelleyen büyük bariyerler oluşturuyor. İnansak da aslı astarı olmayan, yanlış karar almamıza yol açabilecek, sadece diğerlerine değil, bumerang gibi dönüp, dolaşıp kendimize de  zarar verebilecek pek çok önyargı mevcut. Çoğunun farkında bile değiliz.

Önyargılara örnek olarak iş dünyasında karşılaştığımız anne/potansiyel anne konusu üzerinden ilerleyebiliriz. Kimilerinin çocuk sahibi olan kadınların kendini işe yeteri kadar veremediğine inandığını biliyoruz. Hamile olduğundan dolayı işten çıkarılan kadınları da maalesef tanıyorum.

Bunun gibi bir önyargıyla insan dikkatini, görüşünü destekleyecek kanıtlar bulmaya yönlendirir ve kendini haklı görmeye başlar. Ve benzer düşüncelerle, sürekli aynı nörol ağlara yatırım yaparak, kendi kendini değişime kapatır. Ekibine erkek adayları seçmeyi tercih eder. Kadın çalışanlara yatırım yapmaz, çünkü onlar ya çocuk sahibidirler ya da günün birinde anne olabilirler. Bu anlayışla kurulan ekipler zamanla diğerleri kadar performans gösteremez.  McKinsey Çeşitlilik Araştırması’na göre yöneticileri arasında cinsiyet dengesini sağlayan şirketler %22 daha yüksek performans gösteriyor.

Önyargılar kalıcı değil, değişebilirler. Ancak Einstein da tamamen haksız değil. Yaşadığı dönemde önyargıların ne kadar zararlı olduğu anlaşılmamış  olabilir. İnsanlarda önyargılarını değiştirmeye yönelik istek olmayabilir. İstek olmayınca, irade takip etmez. Dr. Marian Diomand’ın tavsiye ettiği gibi sürekli yeniliklere açık olarak, konfor alanından çıkıp meydan okuyarak, doğru diyetle, egzersizle ve sevgiyle yeni nöral ağlar aktive edilmemiş olabilir. Kendinden ayrı gördüğü gruplara da yaklaşarak, onlarla ilgili önyargılarını kıracak deneyimler paylaşmamış olabilir. Bir insanı sevmenin, bir atomu parçalamaktan daha önemli olduğunu anlamamış olabilir.

Ancak bunu anlamak için hiç bir zaman geç olmadığını bilmek insanın yüreğine su serpiyor. Ne de olsa, beynin her zaman gelişme ve anlayışını yükseltme potansiyeli mevcut. Önyargılarının farkına varma, dönüştürme ve daha kapsayıcı olmak da mümkün. Değişime yönelik istek ve yeni nöral ağları ateşleyecek çaba da olursa.

ÇEŞİTLİLİK KAZANDIRIR

Headline Great People, çeşitlilik & kapsayıcılığa odaklanan Türkiye’deki tek danışmanlık ve eğitim şirketidir.

☎️ 0216 368 48 50

📧 akademi@headlinebpr.com