Oyuncak tarihinin en ikonik bebeklerinden biri olan Barbie, 60. yaşına girdi. Zamanın ruhunu yakalayarak ve Kariyer Bebekleri serisini çıkararak.

Oyuncaklar, çocuk gelişiminde şüphesiz çok etkili. Küçük yaşlarından itibaren çocukların hayallerine eşlik ediyor, dönüşmek istediği kişi, yaşamak istediği hayatın tohumlarını oyunlarla atıyor. Öyle ki bazen propoganda aracı olarak bile kullanılabiliyor ve çocukların ileride asker olmaya ve savaşmaya istekli olmaları için, ücretsiz silah ve savaş oyuncaklarının dağıtıldığı dönemler tarihe adını yazdırıyor. İstanbul Oyuncak Müzesi’nde, Almanya’nın Dünya Savaşı öncesinde, oyuncakları, toplumu şekillendirme aracı olarak nasıl kullandığının örneklerini görebilirsiniz. Sunay Akın’ın deyişiyle ”Oyuncak deyip, geçmemek lazım.”

Barbie, 60 yıllık hayatı boyunca ciddi eleştirilerle karşı karşıya kaldı. Eğlenceli ancak pek de üretken olmayan bir yaşam stili sunmasıyla, doğru bir rol model olmamakla eleştirildi. Estetik ve güzellik anlayışı üzerindeki etkisiyle,  kızların kendi fizikleriyle barışık olmamalarının suçlusu olarak da görüldü. Orjinal bir Barbie bebeğin beli, normal bir insan beline oranla %39 daha inceydi.

Aslında Barbie 60. yaşına kadar hiç yaşlanmasa da, toplumdaki gelişmelere paralel olarak, kendisini yenilemeyi de başardı. 2015 yılında çıkardığı ”Shero” Kadın Kahramanlar Serisiyle, alanlarında başarılı kadınların Barbie bebeklerini çocuklarla buluşturdu. Örneğin Türkiye’den Gülse Birsel’in de bu seri kapsamında bebeği yapıldı. Barbie’nin Kariyer Serisi de, toplumsal cinsiyet eşitliğinin gündemdeki yerini güçlendirmesine paralel hayat buldu. Başkan, mühendis, doktor, astronot, yaklaşık 200 meslekten bebek piyasaya sürüldü. Mesaj açıktı: ”İstediğin herkes olabilirsin!

Üstü örtülü bir yönlendirmede bulunulmuş mu, ne dersiniz? Örneğin doktor ve bilim insanı olan Barbie’lerin daha toplu olduğu dikkat çekiyor. Pembelerin yerini maviler, ince topukluların yerini, dolgu topuklar almış, ancak saçlara dokunulmamış. ”Eğer bu dalları seçerseniz, çok çalışmak zorunda kalırsınız, bu da spora daha az zaman ayırmanıza, yoğun stresten kendinizi yemeğe vermenize yol açabilir” mi deniyor? En azından robot tasarımcısı olan Barbie ince ve insan üstü fiziğini koruyor.

Şaka bir yana Barbie ne yaparsa yapsın, eleştirilerin önünü kesemiyor ve şimdi de, aslında samimi olmadığı suçlamasıyla karşı karşıya. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin öncü savunucularından olmasına izin verilmeyecek gibi görünüyor. Yine de, kız çocuklarına ev, mutfak, saç bakımı ve Ken’le tatilden başka hayaller sunduğu için şanslı sayılırız.

Dünya da, meslekler de değişiyor.

Araştırmalar, yakın gelecekte, STEM alanında iş gücü açığı olacağını gösteriyor. Öyle ki uluslararası şirketler, çocuklara STEM’i sevdirmek için programlar başlatıyor. Örneğin TATA Danışmanlık’ın binlerce çalışanının, ilköğretim öğrencilerine geleceğin teknoloji liderleri olmalarına ilham vermek amacıyla gönüllü olarak katıldığı goIT Öğrenci Teknoloji Farkındalık Programı gibi.

ITU (International Telecominucation Union) ye göre; gençlerin ve çocukların %70’inin dijital becerileri geleceğin meslekleri için yeterli değil. Bu konuyla profesyonel olarak ilgileniyorsanız, ITU’nün dijital beceriler ve ulusal strateji geliştirilmesiyle ilgili hazırladığı rehber linkte.

Kimse çocuğunun, gelecekte olmayacak meslek dallarına yıllarını vermesini ya da işsiz kalmasını istemez. Hangi alanlarda ihtiyaç duyulduğuyla birlikte, çocuğun ilgi alanları, yeteneği de, mutlu ve anlamlı bir hayat sürmesi için önemli. Kız çocuklarının da artık sadece annelik ve ev kadınlığı değil,  geleceğin mesleklerine hazırlanması insanlık tarihimizde önemli bir gelişme. Ancak bunu sadece oyuncak firmalarının pazarlama ve büyüme stratejilerine bırakamayız.

Kız çocuklarının mesleklerle ilgili deneyim ve etkileşim fırsatlarının çoğalması,
Okullarda mesleki rehberlik çalışmalarının artması ve öğretmenlerle, rehberlere ayrımcılık yapmamaları için toplumsal cinsiyet eğitimi verilmesi,
. Alanlarında başarılı olmuş kadın rol modellerini görmeleri,
Ulusal politikalarla konunun desteklenmesi gerekiyor.

Böylece kız çocuklarına fırsat eşitliği ve iyi bir gelecek sunmakla birlikte; ülkece kalkınma potansiyelimiz de yükselecektir.

Arzu Pınar Demirel