ArzuZengin-e1460752472333

Arzu Zengin
Hikaye Anlatıcılığı Eğitmeni

Hikayecilik atölyelerimizin kapanışında çalışmayı mühürlemek için, başladığımız yere yani anlatıcılar çemberine döneriz. Herkesten yanına kalanları birkaç cümleyle özetlemesini isterim. Katılımcıların neredeyse tamamı iki konuya değinir. Bunlardan birincisi kendilerine dair bir keşiftir. Ekseri şöyle tarif ederler durumu: “Bilmediğim bir şey değildi ama bu şekilde bakmamıştım hiç”… O kadar tanıdıktır ki bu ifade. Çünkü yaşam her saniye konuşur bizimle. Ama ne yazık ki biz onun lisanına da, kendimize de yabancıyız. Oysa hikayelerle çalışırken tümüyle kendimize döneriz. Otomatik pilotta sürdürdürdüğümüz yaşamlarımızı idare eden ana kumanda merkezine gireriz. Orada tepkilerimizi, davranışlarımızı ve hatta kaderimizi yönlendiren kalıpları, anıları, alışkanlıkları, ezberleri ve yeminleri buluruz.
Hikayeler aracılığıyla kendimizle bağ kurarız. Çünkü hikaye hepimizden bilgedir. Çünkü tüm zamanların kahramanlarının deneyimini içinde barındırır. Ve bilgeliği en kestirme şekilde ve eğlenceli yoldan kalplerimize akıtır.
Katılımcılarımın edindikleri diğer farkındalık ise “diğerine” dairdir.  Günün sonunda en az bir dost edinmiş olmanın kalplerinde yarattığı genişleme paha biçilmezdir. Çembere hitaben “tanıştığımıza çok memnunum” dedikleri zaman samimiyetlerinden zerre kadar şüphe duymazsınız.  Çünkü günlük yaşamın içinde sıkça söylediğimiz o nezaket cümlesine eşlik eden klişe ifade yoktur yüzlerinde. Bir cana temas etmiş olmanın etkisini derinleşen bakışlarında, mahçup bir şekilde kıvrılan dudaklarında ve yumuşayan ses tonlarında gözlemleyebilirsiniz. Kimileri atölye çalışmasında ilk kez karşırlar. Kimileri ise  aynı iş yerinden ekip arkadaşıdırlar. Önceden tanışanların tanışması çok daha çarpıcıdır. “Biz birbirimizi tanıyorduk ama bu şekilde değil” derler, günün sonunda. Ne şekilde olduğunu hepimiz gayet iyi bildiğimiz için müstehzi bir gülümseme yerleşir dudaklarımıza,  sessizce bakışırız. O anda çemberimizi “Bir” olma hissinin huzuruyla, bu hisse duyduğumuz özlem sarar. Her sabah turnikelerden iş yerine girerken yan yana kart bastıkları, asansörün katları arasında geçen mesafe kadar tanıdıkları, yemek kuyruğundaki bekleme süresi kadar hoş beş edebildikleri insanların aslında bir dünya olduğunu keşfetmek, bu dünyayla genişlemek ve o dünyanın içinde kendini bulmak hakiki bir tecrübedir.
Hikayelerle çalışırken yaka kartlarımızı, profesyonel ünvanlarımızı, kurumsal kimliklerimizi, hatta yaşımızı başımızı bir kenara bırakırız. Masalar, akıllı ekranlar, yazışmalar yoktur aramızda. Yüzlerimizi ve bedenlerimizi birbirine döneriz. Başlangıçta herkes bir parça mesafelidir. Aramıza sınır koyan bir şey kalmadığı için elleriyle bedenlerini sarmalarlar. Fakat çok geçmeden o tedirgin ellerin yerini hikayelerin büyülü ve şefkatli kolları alır. Yavaş yavaş açılmaya, kendilerini açmaya ve kendileri gibi olmaya başlarlar. Bir adım sonra da hep birlikte bir maceraya atılırız. Yolculuk bilinmektedir. Bize kalan tüm zamanların kahramanlarının izinden gitmektir. Kahramanın yolunda ilerlerken kâh çocuk olurlar, kâh bir şarkı. Kâh denizler kadar engin hissedip coşarlar, kâh bir kaya parçası gibi durgunlaşırlar.
Eksik olanı bulmak için çıkarız bu yolculuğa… Sonra eğlenmek için… Ve sınanmak için… Ayrıca büyümek için… Kendimizi ve de karşımızdakini keşfetmek için…
Özetle tamamlanmak ve “Bir” olmak için…
Günün sonunda başladığımız yere döneriz. Tıpkı hikayelerdeki gibi…
Ama yer aynı olsa da dönen yolcu bambaşka biridir artık. Tıpkı hikayelerdeki gibi…

ÇEŞİTLİLİK KAZANDIRIR

Headline Great People, çeşitlilik & kapsayıcılığa odaklanan Türkiye’deki tek danışmanlık ve eğitim şirketidir. Duvarları kırmak, önyargıları dönüştürmek için hikayelerin gücünden faydalanıyoruz. Hikaye Anlatıcılığı Eğitimlerimiz için görüşelim.

☎️ 0216 368 48 50

📧 akademi@headlinebpr.com