mindfulness

Bugün, 20 Mart Birleşmiş Milletler Uluslararası Mutluluk Günü… 2012 yılı itibariyle (http://www.un.org/en/events/happinessday/) Birleşmiş Milletler mutluluk ve mutlu olma farkındalığımızı arttırmak adına Mart 20’yi, Uluslararası Mutluluk Günü ilan etti.

Bugünlerde, milletçe (hatta küresel anlamda) pek mutluluğu kutlayacak veya mutluluktan bahsedecek durumda değiliz. Çok fazla acımız, yaramız, kaybımız, endişemiz ve yaşam ile gelecek kaygımız var. Bu tablonun içinde mutluluğu konuşmak biraz ütopik kaçar, biliyorum! Ancak, içinde bulunduğumuz karanlığa rağmen yaşamaya ve hayatta kalmaya uğraşıyorsak, yüzümüzü aydınlığa çevirerek hayatımıza bir kaç ufak pozitiflik katacak alışkanlığı uygulayarak yaşamımızı sürdürmeye devam edebiliriz. Nasıl mı? Çok zor değil; hele imkansız hiç değil!

Zihin dediğimiz bu üstün varlığımızın çok pis bir özelliğidir, negatife kayma -“negativity bias”! Onun işidir aslında bu: Çevremizdeki tüm olumsuzluklara kilitlenmek ve ardından iç singulat kortex (anterior cingulate cortex) bölgesini tetikleyerek, olumsuz duygular yaratmak ve komşusu amygdala (stres hormonu kortisolü salgılayan) bölgesini harekete geçirmek, ve tehlike anında bize “kaç ya da savaş!” komutu veren parçamız. Evet, şüpheli bir durumla karşı karşıya olduğumuz bir ortamda (ki şu canlı bombaların patladığı günlerimizde) zihnimizin negatife kayması oldukça işe yarayan bir durum. Ancak, her an her yerde her koşulda bu “alert” yani uyanık ve über-süper dikkatli olmamız bizi müthiş ötesi yoruyor… Hatta tüketiyor desek daha yerinde! Stres ve stresten kaynaklı sürüyle sıkıntılarla boğuşuyoruz. Bir yerlerde rahatlayabilme köşesi bulsak, beden, zihin ve ruhumuza bir “ooohhh!” diyecek fırsat verebilsek. İşte bu noktada, kendime “Pozitif Farkındalık” (Mind the Positive) dediğim algı ve yaşam biçimini almış bulunmaktayım.

Her şeye rağmen…

Pozitif farkındalık deyince sürüyle yapılabilecek eylem ve tutum-davranış biçimleri gelebilir akla. Büyük düşünmeye gerek yok. Küçük, hatta bebek adımlarıyla başlamak asıl güzel olan. Negatife takılmak ve sürüklenmek yerine, çevremizde “herşeye rağmen” olumlu unsurları aramak, taramak, onlara dikkatimizi vermek, dikkatimizi verdikçe içinde barındırdıkları güzellikleri her defasında daha fazla keşfetmek, ve varlıklarının farkında olmak -yani olumlu farkındalığa ermek işin sırrı.

Bütün mesele neye, ne gözle baktığımız!

Bu sürecin içinde barındırdığı dikkat (attention), farkındalık (awareness), olumlu veya olumsuz niyet (intention), tutum (attitude) ve son olarak da var olanı kabul etme (acceptance) bizi acı, endişe, kaygı dramasının içinden, daha ferah, dingin, sakin, huzurlu, kabullenici ve kucaklayıcı bir yaşam biçimine götürecektir.

NerEden, nasıl başlayacağım diyorsanız… Çooook uzaklarda ve soyut olgularda aramaya gerek yok. Action for Happiness (http://www.actionforhappiness.org/) her yıl güncellediği, ve 2017 Dünya Mutluluk Günü için yayınladığı 10 süper basit uygulamaların yer aldığı kitapçığı (www.dayofhappiness.net) indirebilir, inceleyebilir, içinden her hafta için birini alışkanlık haline getirerek hayatınıza geçirmek üzere kararlar alabilirsiniz…

Shirli Ender Büyükbay

Mindfulness Eğitmenimiz