GÖNÜLLÜLÜK ”BİZ VE ONLAR” SENDROMUNU İYİLEŞTİRİYOR

Ana Sayfa / GÖNÜLLÜLÜK ”BİZ VE ONLAR” SENDROMUNU İYİLEŞTİRİYOR


çesitlillik

Zamanın başlangıcından bu yana, insanlık gruplara ayrılarak, varlığını sürdürdü. Kendilerinden olanı korudu; diğerlerinin de karşısında durdu. Mağaralarda yaşanılan günlerde, bu öğrenilmiş davranış modeli, kabilelere kendilerini, vahşi hayvanlar ya da yabancı ve tehlikeli algılanan insanlar gibi dış tehditlerden korumalarını sağladı. Bugün, eski çağların tehditkar durumları artık hayatımızın bir parçası olmasa da, insanları gruplara ya da sosyal kategorilere ayırmaya devam ediyoruz.

Sosyal kategori ve stereotiplerin çoğu, toplum, gelenek ve kültür propogandası sonucu olmuştur. Ait olduğumuz grup benlik duygumuzu oluşturmaya ve geliştirmeye yarar. Eğer grubumuz başarır ve diğerleri mağlup olursa; statümüzde bir yükselme hissederiz. Son katıldığınız spor karşılaşmasını düşünün. Tuttuğunuz takım kazandı mı? Nasıl hissettiniz?

Grubumuzdan kimlik duygumuzu ve kişisel değerimizi alırız. Bunlar kim olduğumuzu tanımlar. Bizi korumaya ve diğerlerine hizmet etmeye şevk eder. Çünkü diğerleri de birer uzantımızdır. Ancak bir gruba dahil olmak, başkalarından da ayrı olmamız demektir. En kötü durumda bize karşı şiddetle davranılmasına bile yol açabilir.

Kabileler, gruplar insanlığın gelişimine ve medeniyetine katkıda bulunmuştur. Ancak aynı zamanda şiddete, savaşa ve soykırıma da… Soykırım diğerleri, propoganda etkisiyle, kitlesel olarak nesneleştirirlerse mümkün olur. Nazi rejiminin propogandasını hatırlayın: Yahudilerin insan dışı  ve  tehdit olarak algılanmasına odaklanmıştı. Birbirine bağlı bir grup oluşturmakta, en önemli faktör, kimlerin üye alınmayacağını tanımlamaktır.

Ötekileştirilen gruplara kötü davranmak, hayatımızda artık neredeyse günlük bir deneyim. Irktan, yaşa ya da cinsiyete; bir araya gelen ve kendilerini diğerlerinden ayıran topluluklar görüyoruz. Ait olma duygusunun oluşturduğu özdeşlik, sadece sosyal ya da psikolojik bir davranış değil, aynı zamanda nörolojik bir durum. Araştırmaya göre kişiler gruplarının dışındaki bir kişiyi düşündüğünde, beyin hareketlerinde bir azalma deneyimliyor. Bundan dolayı o kişinin acı çektiğini gördüklerinde, grubundan  birisinin aynı durumuna tanık olduklarında gösterecekleri tepkiyi vermiyorlar. Bu grubumuz dışındaki insanları aktif olarak korumadığımız anlamına geliyor. Onların acılarını hissetmiyor, empati göstermiyoruz. Ve sonuç olarak taciz ediyor, görmezden geliyor ve nesneleştiriyoruz.

Türümüzün evrimleşmesinin katmanlı ve kompleks olmasından dolayı şanslı sayılırız. Hayatta kalma içgüdümüzün ötesinde, uyum göstermek üzere donanımlı, duygusal varlıklarız. Grubumuzla ilgili sınırlar delinemez değil. Aslında başka bir gruptan bir kişiyle özdeşleşmemiz için bize bir neden verildiğinde, beynimizin sinaptik yolları kolaylıkla yeniden şekillenebactive brainiliyor.

Beyinle ilgili yapılan bir deneyde, bir kişinin evsiz birini gördüğündeki beyin hareketleri takip ediliyor. Eğer bu evsizi tanımıyor veya evsizlerle ilgili özel bir deneyime sahip değilse, beyin hareketlerinde artış gözlemleniyor. Ancak bu kişi tanıdığı bir kişiyse, aynı tepkiyi vermiyor. İletişim ve gruplar arasında anlayış kurmak, nörolojik reaksiyonlara yol açıyor ve empatiyi artırıyor ve ötekilerini nesneleştirmemizi azaltıyor. Ötekilerle tehditkar olmayan temaslar, önceki görüşlerimizi geri plana iterek, önce yüzleri, sonra isimleri ayırd etmemizi sağlıyor.

GÖNÜLLÜLÜK SADECE GÖNÜLLÜLÜK DEĞİL

Gönüllülük, diğerleriyle, tehditkar olmayan karşılaşmalar sağlayarak; sınırlarımızın ötesine geçmemizi sağlayan bir potansiyeli içinde barındırıyor. Eğer gönüllülük fırsatları doğru bir şekilde oluşturulmuş, kişilerin hassas geçmiş ve durumlarına saygıyla harmanlaşmışsa, beyinlerimizin tarihi geçmişini yenilememize olanak sağlıyor. Önceki görüşlerimizin yerini yeni deneyimler alıyor. Araştırmalar, tekrarlanan deneyimlerin beynin sinaptik yollarını yeniden düzenlediğini ve grubun ötesinde, genişlemeyi sağladığını gösteriyor. Diğerleriyle olan deneyimlerimiz de hikayemizin bir parçası oluyor. Kimliklerimizin uzantısı olarak, empati çemberimizi genişletiyor ve kararlarımızı sadece kendi grubumuzun değerlerine göre almamaya başlıyoruz. Daha fazla bilgi için, PBS’teki   The Brain with David Eagleman  programına bakabilirsiniz.

Realized Worth*


Realized Worth* aralarında, Apple, Microsoft, Walmart, Deloitte gibi şirketlerin bulunduğu, 100’ün üzerinde firmaya, çalışan gönüllülüğü programları tasarlayan, global bir danışmanlık firmasıdır. Realized Worth ile, uluslararası gönüllülük projelerinde işbirliği yapıyoruz.