HEADLINE BLOG

Ana Sayfa / HEADLINE BLOG


ruhsal_iyilik

ÇALIŞANLARIN RUHSAL İYİLİĞİ İÇİN
5 ÖRNEK PROGRAM

Dünyada en çok ayrımcılığa uğrayanlar arasında ruhsal sağlığı bozuk olanlar yer alıyor. Cinsiyet, etnik köken, din gibi alanların önüne geçmesini, üzerinde biraz düşününce anlayabiliyorum. Çünkü her türlü ayrımcılığın arkasında ”korku” yatıyor. En temel korkularımızın başındaysa ölüm geliyor. Psikolojik olarak rahatsız birisini kontrol etmeniz zordur. Davranışlarını öngöremezsiniz. Bilinç altınız size zarar verebileceği yönünde sinyaller yollamaya başlamıştır bile. En kolay seçim ise önünüzdedir: Ondan uzak durursunuz.

Üstelik sadece ileri seviye ruhsal rahatsızlıklar değil, çoğu insan depresif görünenlerin de yanına yaklaşmamayı tercih ediyor. Oysa insan insana şifa. Konuşmak, dertleşmek, halini hatırını soran birisine ”iyi” olduğunu söyleyerek geçiştirmek yerine, samimi olarak kendini açabilmek, zor dönemlerden geçerken destek olabilir.

İş hayatında her beş çalışandan birinin psikolojik sorunu olduğu düşünüldüğünde, bu durum kaçıp uzaklaşarak, ya da kendi başımıza geldiğinde gizlenerek geçiştirilecek gibi değil. ”Büyük” şirketler, sadece ciro ve rakamsal verilerle değil, insana verdiği değer ve vizyonuyla iz bırakanlar, bu konuyu görmezden gelmek yerine, destek programlarını başlattılar bile. Rakamlar böylesine alarm verirken, İnsan Kaynakları Bölümleri’nin aksiyon almaması aslında düşünülemez:

  • Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada 300 milyondan fazla kişi depresif bozukluklar, 250 milyondan fazla kişi kaygı bozukluklarından muzdarip.
  • Her iki hastalığın neden olduğu üretkenlik kaybının dünya ekonomisine olan maliyeti bir trilyon Amerikan dolarından fazla.
  • CDC (Hastalık Önleme ve Koruma Merkezi) verilerine göre, bu durum örneğin Amerika’da, üç aylık bir dönemde, ortalama 4.8 ile 11.5 gün arasında iş kaybına denk geliyor. Depresyon yılda 200 milyon kayıp iş gününe mal oluyor.

İş yerindeki negatif ortam, mobbing, stres ve aşırı yıpranma, ekonomik krizler çalışanların ruh sağlığını olumsuz yönde etkiliyor. Bu durum son yıllarda esenlik (wellbeing) konusunu da öne çıkardı. Çalışanların sağlığını destekleyen programlar, doğru beslenme, zararlı alışkanlıkları bırakmaya teşvik, paramedikal servisler, yoga&spor dersleri vb. iş dünyasında görünür olmaya başladı. Ayrıca bazı şirketler kapsayıcı bir kültür geliştirmeye ve çalışanların ruhsal iyiliği için bütünsel bir yaklaşım sunmaya da başladı. Neler mi yapıyorlar? Örneğin:

Hikayeni Paylaş

Barclay Finans Grubu, ruh sağlığına yönelik önyargıların üstesinden gelmek ve sessizlik kültürünü yıkmak amacıyla Bu Benim (This is me) isimli bir kampanya başlattı. Dünya çapındaki çalışanlarını hikaye anlatıcılığıyla, psikolojik sorunların üstesinden gelmeye teşvik etti. 200 kişi, çektikleri videolar ile ruhsal sorunlarını ve özel hayatlarından kesitleri paylaştı. Videolar 60.000’in üzerinde izlendi.

Amacını Bul

Auschwitz Toplama Kampı’ndan sağ kurtulan psikiyatrist Viktor Frankl, çağımızda insanın en önemli psikolojik sorununun yaşamda anlamsızlık ve varoluşsal boşluk olduğunu ileri sürer. Amacına tutunan insan, en zor koşulların bile üstesinden gelebilir.

İşimizin insana dokunan boyutunu unutabiliyoruz. Hiyerarşik yapılarda, kendimizi zaman zaman kaybolmuş gibi hissedebiliyoruz. Yöneticilerin vizyon ve hedefleri paylaşması, çalışanların katılımını sağlaması hem bağlılığı artırdığı gibi, hem de uğrunda çalışılacak bir ”amaç” sunuyor. Örneğin Michelin, gerçekleştirdiği ”Purpose Inspiration Session” isimli çalışan bağlılığı kampanyasında ”amaç” üzerinde durarak, çalışanlarının birbirlerinin hayatında ve toplumda nasıl farklılık yarabilecekleri, ürünlerini geliştirebilecekleri üzerinde fikirlerini paylaşmalarını destekledi.

inspirationsession2

Gönüllü Ol

calisan_gonullu Psychology Today’de yayınlanan Harvard Üniversitesi Araştırmasına göre sosyal amaç odaklı çalışmalar mutluluğu artırıyor. İmmün sistemini güçlendiriyor. Depresyonu azaltıyor. Üstelik gönüllülük programları, uzmanlıklarını ve liderlik becerilerini geliştirme ortamını da sunuyor. Alışık olunan rutinin dışına çıkılarak, yeni bir ortama girmek, farklı altyapılardan gelen insanlarla konuşmak, nöronları da ateşleyerek, insanı dönüşüme ve gelişime açık hale getiriyor.

IMPACT2030 Zirvesi’nde paylaşılan bilgilere göre çalışan gönüllülüğü; tükenmişlik sendromunu azaltıyor, özgüveni olumlu etkiliyor, çalışan bağlılığı ve verimliliğini yükseltiyor. Şirketler, topluma katkıda bulunabilecekleri gönüllülük ve pro-bono programlarla, çalışanlarına faydalı bir amaç sunmuş ve esenlik hallerine katkıda bulunmuş oluyorlar. Örneğin Johnson&Johnson Global Kurumsal İlişkiler ve İletişim Bölümü Başkanı Michael Sneed, çalışanların %80’inin gönüllü programlara katıldığını ve motivasyonlarının yükseldiğini belirtiyor.

Mındfulness ile Anda Kal

İş dünyasını mindfulness ile tanıştıran Google oldu. Zazen doğu felsefesinin, batıda bilimsel çalışmalarla birleştirerek, çalışanları için geliştirdiği mindfulness kursu, günümüz iş dünyasında da yankı uyandırarak, yayıldı. Mindfulness, kişinin dikkat ve farkındalık seviyesinin yüksek olduğu, zihnini anda tutabildiği bir varoluş halidir. Zihnimiz anda kalmaktan ziyade, daima geçmiş ve gelecek arasında düşüncelere kapılarak gezinti halindedir. Zihni sıkça gezintide olan kişide sırasıyla yorgunluk, konsantrasyon eksikliği, dikkatsizlik, unutkanlık, hata yapma eğilimi, stres, kaygı, öfke, depresyon ve tükenmişlik gibi belirtiler görülür. Mindfullness tekniklerinin, dikkat ve farkındalık çalışmalarının kişinin psikolojik-duygusal, bilişsel ve sosyal alanlardaki olumlu etkileri kanıtlanmıştır. Dış koşullar ne olursa olsun, dikkatimizi yönlendirmeyi öğrenebilir, mutluluk ve esenliği seçebiliriz.

Ayrımcılığa Karşı Eğitim

Depresyon, kaygı bozukluğu, psikolojik rahatsızlıklar hepimizin başına gelebilir. Bu utanılacak, gizlenmesi gereken bir durum değildir. Dünyada da ünlü yıldızlar, sanatçılar geçirdikleri ruhsal bunalımları anlatmaya başlayarak, insanları bu konuda konuşmaya teşvik ediyorlar. İngiltere Kraliyet Ailesi’nin genç üyeleri de #oktosay isimli kampanyayla mental sağlığa dikkat çekiyor.

Dünyada sadece bizim başımıza gelmediğini ve yalnız olmadığımızı bilmek insanı güçlendiriyor. Böyle bir dönemden geçerken en önemli destek ise yakınlarımız. Ailemiz, her gün gördüğümüz iş arkadaşlarımız ve özellikle de yöneticimiz. Bundan dolayı şirketler hem çeşitlilik ve kapsayıcılık çalışmalarıyla, önyargıların üstesinden gelmeye ve çalışanları bilinçlendirmeye çalışıyor. Hem de yöneticilerini, ekip üyelerine gerekli desteği verebilmeleri için erken tanı, psikoloji ve iletişim konuslarında eğitiyorlar.

Birbirimizi önemseyerek, elele vererek, yalnız olmadığımızı bilerek ilerlemek; insana her koşulda, her krizde, şartlar ne olursa olsun güç veriyor.

Arzu Pınar Demirel
Headline Kurucusu